Yerel Gazeteler

Siteler

ADANA GAZETESİ

Uzmanlar, düzenli olarak balık tutanlarla yaptıkları mülakatlar sonucu, düzenli olarak balık tutanların bunun sonucunda mutlu olduklarını ortaya koydular. Günlük yaşamın, geçim kaygısının getirdiği streslerden arınmak için, fazla bir kimsenin uğramadığı deniz kenarlarında saatlerce bomboş denize bakarak oltayı arada bir kontrol etmek, sizin stres problemlerinize de iyi gelebilir.Çin malları her yerde!!! Çin her geçen gün daha çok ürünün üretiminde çok daha büyük bir pay almaya başlıyor. Evimizdeki pek çok ürünün kendisinin tamamı olmasa bile en azından bazı parçaları mutlaka Çin'de yapılmış oluyor. Bu üretim devinin dünya siyasetini ve Türkiye üzerinden Adana'mızı nasıl etkileyeceğini merakla bekliyoruz!Türkiye'nin bütün her yerinde olduğu gibi güzel Adana'mızda da özellikle lokanta gibi yemek yenen yerlerde sigara içenlere karşı tepkiler büyüyor. Sağlıklı bir yaşam arzuladıklarını ifade eden pek çok Adanalı, muhabirlerimizi yolda durdurarak, bu şikayetlerinin internetten tüm dünyaya iletilmesi dileklerini iletiyorlar!!

http://www.adanagazete.com/
(Tıklamalar: 3; Pagerank: 4; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

adiyaman, adıyaman, adiyamanhaber, adıyamanhaber, golbaşı, golbasi, kahta, besni, gerger, tut, sincik, samsat, atatürk barajı, ataturk baraji, nemrut, commagene, menzil, besni üzümü, besni uzumu, fistik, antep fıstık, adıyaman fotoğrafları, adiyaman fotograflari, adiyamanin en buyuk, haber portalı...

 

http://www.adiyamanhaber.com
(Tıklamalar: 11; Pagerank: 4; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

Afyon, Afyonkarahisar, Afyon haber, Termal, turizm, kaplıca, mermer, bolvadin, sandıklı, dinar, haber, gazete, Başmakçı, Bayat, Bolvadin, Çay, Çobanlar, Dazkırı, Dinar, EmirdağEvciler, Hocalar, İhsaniye, İscehisar, Kızılören, Sandıklı, Sinanpaşa, Sultandağı, Şuhut ,Türkiye Cumhuriyetinin 81 ilinden biri olan Afyon Karahisar ili, Anadolu yarımadasının batıya yakın ortasın ve Ege Bölgesinin iç kesiminde yer alır. İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bir eşiği, bir geçidi durumundadır. Çevresinde Eskişehir, Konya, Isparta, Denizli, Uşak ve Kütahya illeri bulunur. Kuzey Doğudan Güney Batıya uzandıkça alçalan ovaları ile hem Orta Anadolu'dan ve hem de Ege Bölgesinden sayılır. En Kuzeyde Eskişehir sınırından, en Güneyde Denizli sınırına kadar Kuzey Doğudan Güney Batıya uzunluğu 210 kilometredir. Eni ise Kütahya sınırından Isparta sınırına kadar Kuzey Batıdan Güney Doğuya 112 kilometredir. Denizli'ye doğru incelerek eni 20 kilometreye kadar düşer, bir parça halindedir.İlin diğer komşu illerle sınırları; Eskişehir ile 12, Konya ile 96, Isparta ile 152, Denizli ile 128, Uşak ile 72 ve Kütahya ile 48 kilometre olup, sınırlarının toplam uzunluğu 616 kilometredir.İlin dünya yuvarlağında yeri ise; yaklaşık olarak Londra'ya göre 29 derece 40 dakika'dan 31 derece 40 dakika doğu meridyenleri (Tul Daireleri) ile 37 derece 48dakida'dan 39 derece 15 dakika paralel (arz dairesi) arasında kuzey yarım küresinde yer almıştır. Yüzölçümü 14.555 kilometre karedir. Bu genişlik, Türkiye yüz ölçümüne oranla %2 dir. Sınırları çoğunlukla dağlarla sınırlanmıştır.2000 yılnda 800 bini aşan nüfusu 2007 yılı kesin olmayan verilere göre 700 binin altında kalmıştır.İç Anadolu iklim özellikleri görülen Afyonkarahisar'da yıllık sıcaklık ortalaması 11,2 oC'dir

http://www.afyonhaber.com
(Tıklamalar: 10; Pagerank: 4; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

Bursa, sinema, tiyatro, festival, sergi, konser, deniz otobüsü, hızlı feribot,  e-posta, fuar, konferans, haberler,Osmangazi,
Nilüfer, Yıldırım, Büyükorhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Keles, Kestel, Mudanya, Mustafakemalpaşa, Orhaneli,Orhangazi, Yenişehir. Beşbin yıldan beri yerleşime sahne olan Bursa'nın 7 km. kuzeyinde Demirtaş nahiyesinin 2,5 km. güneyinde, 90 m. çevresi 5m. yüksekliği olan "Demirtaş Höyüğü" yer almaktadır. Bu höyükte genellikle elde, az miktarda da çarkta yapılmış kase, küp ve testilere ait seramik parçaları bulunmaktadır. Bunlar erken bronz çağdan kalmış olup M.Ö.2500 yıllarına tarihlenir. Kentin 14 km. batısında, Çayırköyü'nün 1 km. güneybatısındaki "Çayırköy Höyüğü"nün boyutları Demirtaş Höyüğü ile aynıdır. Burada bulunan seramik parçalarında gri, kırmızı grikahverengi ve siyah renkler hakimdir. Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı elde, çok az miktardakiler de çarkta yapılmıştır. Höyüğün en eski buluntusu M.Ö.2700 yılına aittir. Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleştiği bu topraklara M.Ö. VII. yüzyılda Trakya'da Strümon nehri kenarında oturan Bitynler ve akrabaları Tnyniler İskit saldırılarına karşı koyamayınca kuzeybatı Anadolu'ya göç ederek yerleşirler. Bu verimli topraklara Bitynia adını verirler. Kısa zamanda sınırlarını genişletmelerine rağmen M.Ö.VI yüzyılda bölgede güçlü orduya sahip Lidyalıların hakimiyetine girmekten kurtulamazlar. M.Ö.546'da Lidya Kralı Kroisos, Pers orduları karşısında mağlup olunca bölge M.Ö.453 tarihine kadar Pers İmparatorİuğu sınırları içine girer. Makedonya İmparatoru İskender'in bu bölgeleri hegemonyasına alması M.Ö.325 yılından ölümüne kadar devam eder. Bithnia ve Küçük Asya toprakları İskender'in ölümü üzerine komutanları arasında yapılan paylaşımda Antigonos'un idaresine girer. Fakat İskender'in komutanları arasında bir süre mücadeleler devam eder. Bu fırsattan Bithynia Krallığı yararlanır. Bitynlileri yöneten Doidalses bölgede bağımsız bir krallık geliştirdi. Krallık Zipoites (M.Ö.327-279) zamanında komşuları tarafından tanınıp saygı gördü. Ziopites'in oğlu I.Nikomedes (M.Ö.279-250) yılları arasında sınırları genişletti. Küçük Asya'nın en saygın krallığı haline getirdi. Orta Avrupa'dan üç kol halinde akan Galatlar (M.Ö.278-277) yıllarında, Batı Anadolu'dan başlayarak önüne gelen her yerleşim birimini istila edip yağmaladılar. Galat akınlarından sonra Anadolu'da çeşitli kent devletleri oluştu. Bu sarsıntıdan sonra Ziaelas (M.Ö.192-146) II.Nikomedes M.Ö.146-92, III.Nikomedes M.Ö.92-75 ve IV.Nikomedes M.Ö.75-74 tarihleri arasında ülkeyi yönettiler. II.Nikomedes, batıdaki Roma İmparatorluğu'na karşı Pontus kralı Mitridates ile anlaştı. Fakat yerine geçen III. Nikomedes babasının izlediği politikanın tam tersini tatbik edip, Roma İmparatorluğu ile anlaşıp Pontus Krallığı ile çatışmaya girişti. Bunda başarı kazanamamasına karşın Roma İmparatorluğu'nun özel desteği ile istiklalini korudu. Ölünce yerine geçen IV.Nikomedes M.Ö.74 yılında ülkesini Roma İmparatorluğu'na bağışladı. Böylece Bithynia Roma'nın bir eyaleti haline geldi. İmparator Domitian (81-96) zamanında göreve getirilen Plinius, İmparator Trajanus (98-117) zamanında Bithynia eyaleti Prokonsüllüğüne terfi etti. Bölgede hakimiyet sağlandıktan sonra, imar faaliyetlerine girişti. Fakat bundan Prusa'dan çok Nikaia(İznik) ve Nicomedia (İzmit) faydalandı. Bursa'da sadece bir hamamın tamir edildiği öğrenilmektedir. Antik kaynaklar bugünkü Bursa'nın kurucusunu I.Prusias (M.Ö.232-192) olarak göstermektedir. Kartaca Kralı Hannibal, Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kaybedince, birlikleriyle beraber I.Prusias'a sığınır. Burada zafer kazanan bir komutan gibi karşılanıp, saygı görür. Bu yakınlığa karşılık olarak Hannibal emrindeki askerlerle bir şehir inşa eder. Buna Prusias'ın adını verip ona armağan eder. Kurulduğunda bugünkü hisar içinde olan şehir, günümüzün bir mahallesi kadardı. Bithynia krallık dönemine ait tümülüs'te M.Ö.II yüzyıla ait çok önemli belgeler bulunmuştur. Roma İmparatorluğu zamanında (Prusa ad Olympium) Uludağ Bursa'sı adını alan şehirde o döneme ait mermerden bir kadın heykeli ve ostotek bulunmuştur. İmparator Justinianus (527-565) zamanında Pythia'da (Çekirge'de) yeni hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında Hisar içinde tonozlu odalar bulunmuştur. Hisar içinde, Yer Kapı'da bulunmuş erken Bizans devrine ait taban mozaiği, önemli arkeolojik kalıntılardandır. Tophane'de Bizans döneminden bir şapel ve manastıra ait mozaikler bulunmaktadır. Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia'a (İznik)'e bağlı sönük bir tekfurluk olarak yaşamını sürdürdü. Bugün ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve çeşitli mimari eser parçaları, seramikler, sikkeler Bursa Arkeloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

 

http://www.agbursa.com/
(Tıklamalar: 7; Pagerank: 4; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

Amasyatr, Amasya, Merzifon, Suluova, Hacikoy, Hacıköy, Merzifon belediyesi, Amasya belediyesi, Amasya sitesi, Merzifon Sitesi.Yapılan arkeolojik araştırma ve bulgulara göre Amasya'da ilk yerleşme M.Ö. 5500 yıllarında başlayıp Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Lidya, Pers, Hellenistik - Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir.Bu dönemlerin arkeolojik yerleşim yerlerine ait kalıntılar halen mevcuttur. Amasya merkezinde uygarlıklarından derin izler bırakan Pontuslar'ın (M.Ö.333 - M.Ö.26) Krallarının ölümünden sonra kayalara oymak suretiyle yaptıkları Kral Kaya Mezarları, bu gün bile ilimizin anıtsal eserleri arasında yer almaktadır. M.Ö. 26 - M.S.395 tarihleri arasında Roma egemenliğine geçen ilimiz ve çevresinde bu uygarlığa ait su kanalları, kaleler köprüler vb. eserlerden bazıları günümüze kadar gelebilmiştir.700 yıl Bizans egemenliğinde kalan Amasya'yı 1071 yılında Anadolu'ya giren Alparslan'ın komutanlarından Melik Ahmet Danişment Gazi 1075 yılında fethederek burada ilk Türk Egemenliğini kurmuştur. Bundan sonra Amasya'da Selçuklu egemenliği görülmektedir. Bu dönemde yaşamış olan vali ve emirler yaptırdıkları medrese, cami, türbe gibi eserlerle kentimizi Anadolu'nun en büyük kültür merkezi durumuna getirmişlerdir. Selçuklular 1243'deki Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilmiştir. 1246 yılında başlayan Moğol istilasında, ilk Amasya Valiliği Seyfettin Torumtay'a verilmiştir. İran'da kurulan İlhanlılar, 1265'te Anadolu'yu hakimiyetleri altına alarak, yönetime el koymuş ve kendisine bağlamışlardır. Kentimizde yaşamış bazı İlhanlı şahsiyetlerinin mumyaları halen müzemizde teşhir edilmektedir.1341 yılından sonra Uygur Türklerinden Ertana Beyliği'nin hakimiyeti görülmektedir. 1386 yılında Şehzade Yıldırım Bayezid Amasya'yı Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402'de Osmanlı birliğinin bozulmasına sebep olan ve Timur'un zaferi ile sonuçlanan Ankara Savaşı, Osmanlılardaki kargaşayı, Şehzadeler arasında mücadeleye dönüşmüştür. Amasya Valisi Çelebi Mehmet duruma hakim olarak ikinci defa Osmanlı birliğini sağlamıştır. Amasya; Osmanlı padişah ve şehzadelerinin gösterdikleri özel ilgi nedeniyle, "Şehzadeler Şehri " olarak ün yapmıştır. Şehzade Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet, Şehzade Murat (II) (1404 yılında Amasya'da doğmuştur.), Şehzade Ahmet Çelebi, Şehzade Mehmet (II), Şehzade Alâeddin, Şehzade Bayezid (II) (oğlu Yavuz Sultan Selim Han 1470 yılında Amasya Sarayında doğmuştur.), Şehzade Ahmet, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa, Şehzade Bayezid ve Şehzade Murad (III) çeşitli tarihlerde Amasya'da Valilik Yapmışlardır. Bu dönemde birçok âlim ve ulema yetişmiş, saray, çeşme, medrese, cami, türbe v.b. gibi kalıcı eserlerle kentimiz bir kültür merkezi olarak tarihteki yerini almıştır. Bu eserler günümüze kadar gelerek geçmişe ışık tutmaya devam etmektedir.Tarihin akışı içerisinde önemli roller üstlenen Amasya Kurtuluş Savaşı sırasında yine ön plana çıkmıştır.19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'da başlayan Milli Mücadele'nin ilk adımı, 12 Haziran 1919 tarihinde Mustafa Kemal'in Amasya'ya gelmesiyle devam etmiştir.Kurtuluş mücadelesinin planları hazırlanmış, Erzurum ve Sivas kongrelerinin toplanmasına burada karar verilmiş, 22 Haziran 1919 tarihinde yayınlanan "Amasya Tamimi" ile "Milletin İstiklâlini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır" denilerek Milli Mücadele burada fiiliyata geçirilmiştir. Bu itibarla, Amasya, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda da ilk önemli adımın atıldığı yer olmuştur.

http://www.amasyagazetesi.com
(Tıklamalar: 12; Pagerank: 4; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

eskişehir, eskisehir, turkey, türkiye, internet, eskisehİr, web, içerik, icerik, kilavuz, kılavuz, rehber, yardım, yardim, turkiye, reklam, content ,guide, help, asistan, ad, ads, advertisement ,sinema, cinema, movie, film, yorum, türkçe, turkce, forum, sohbet, chat, online, on-line, oyun, dolar, mark, döviz, doviz ,kur, anket, püf, puf ,sergi, sanat, art, resim ,fotograf, fotoğraf, Bugünkü Eskişehir ili, Eski ve Orta çağlarda Yunanca Dorylaion, Latince Dorylaeum ismi ile tanınan bir kentti. Arap kaynaklarında ise şehrin adı Darauliya, Adruliya ve Drusilya olarak verilmiştir. Dorylaion, antik kaynaklarda önemli yolların kavşak noktasında kaplıcaları ile ünlü, ticaret ile zenginliğe kavuşmuş bir Frigya (Phrygia) şehri olarak geçer ve şehrin kurucusu olarak Eretrialı Doryleos gösterilir. 
    Özellikle Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Justinianos'un yazlık sarayının varlığından söz edilir. 19. yüzyılda birçok gezgin ve bilim adamı, bölgeye yaptıklan gezilerin ve araştırmaların sonucunda Eskişehir'in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk Çayı'nın kuzeyinde yer alan bugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion şehri olduğunu saptamışlardır. Burası 17 m. yüksekliğinde, 450 m. çapında Orta Anadolu'nun orta büyüklükteki höyüklerinden biridir. Burada 1989 yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Prof, Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojik kazılara başlanmıştır. Halen devam etmekte olan kazılarda, höyükte şimdilik Osmanlı Döneminden ilk Tunç Çağı'na kadar geri giden sürekli bir yerleşmenin olduğu saptanmıştır. 
    Dorylaion - Şarhöyük, Bizans'ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük rol oynamış ancak 1176'da Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan'nın Bizans İmparatoru Manuel Komnenos'u mağlup etmesinden sonra kent, Selçukluların egemenliği altına girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion-Şarhöyük'ün yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşme kurulmuştur. W. M. Ramsay'in bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion harabelerine Eskişehir adı verilmiş ve bu ad o zamandan günümüze uzanmıştır.

1- BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ   19- ALPAĞUT BELEDİYESİ
 2- ODUNPAZARI BELEDİYESİ   20- SAKARILICA BELEDİYESİ
 3- TEPEBAŞI BELEDİYESİ   21- MİHALICÇIK BELEDİYESİ
 4- ÇUKURHİSAR BELEDİYESİ   22- YUNUSEMRE BELEDİYESİ
 5- MUTTALIP BELEDİYESİ  23- DİNEK BELEDİYESİ
 6- GÜNDÜZLER BELEDİYESİ   24- SARICAKAYA BELEDİYESİ
 7- ALPU BELEDİYESİ   25- LAÇİN BELEDİYESİ 
 8- BOZAN BELEDİYESİ   26- SEYİTGAZİ BELEDİYESİ 
 9- OSMANİYE BELEDİYESİ   27- DOĞANÇAYIR BELEDİYESİ
 10- BEYLİKOVA BELEDİYESİ   28- KIRKA BELEDİYESİ 
 11- ÇİFTELER BELEDİYESİ   29- SİVRİHİSAR BELEDİYESİ 
 12- GÜNYÜZÜ BELEDİYESİ   30- DÜMREK BELEDİYESİ 
 13- GÜMÜŞKONAK BELEDİYESİ   31- KAYMAZ BELEDİYESİ
 14- KAYAKENT BELEDİYESİ   32- NASRETTİN HOCA BELEDİYESİ 
 15- HAN BELEDİYESİ   
 16- İNÖNÜ BELEDİYESİ   
 17- MAHMUDİYE BELEDİYESİ   
 18- MİHALGAZİ BELEDİYESİ
  

http://www.anadolugazetesi.net
(Tıklamalar: 0; Pagerank: 3; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

ANAMUR, TATİL, ANEMURIUM, HALKOYUNLARI, FOLKLOR, anemurium, TITIOPOLİS, MAMURE, ÖREN. Adını rüzgarlı burun demek olan ANEMURIUM antik kentinden alan Anamur ilçesi Akdeniz Bölgesinde Mersin iline bağlı şirin bir ilçedir. Anem=Burun, urium=Rüzgar demektir.Anemurium antik kenti tarihe meydan okurcasına dimdik ayakta  durmaktadır.İlçe Antalya-Mersin E-24 karayolu üzerinde yer alır. Nüfusu son sayıma göre 50.000 dir.
Halk, turizmin pek gelişmemiş olması nedeniyle genellikle tarımla uğraşır. Bilindiği üzere Türkiye'nin en kaliteli muzları da ilçe de yetişir. Bunun yanında çilek üretiminde de epeyi ilerleme sağlanmış ve halkın geçim kaynağı haline gelmiştir.Aynı zamanda tropikal bitkilerin de yetiştirilmesine başlanılmıştır. Sözgelimi,Papaya,Avakado,Kahve,Ananas bunlardan birkaç tanesidir.
İlçede belli başlı turistik tesisler bulunmaktadır. Turizm açısından pek gelişememiştir. İlçeye ulaşımın karayolu ile yapılması ve karayolunun da çok virajlı olması ilçeye gelen yabancı turist sayısını azaltmaktadır.
Deniz ulaşımı şu anda bulunmamaktadır. Sadece Akdeniz'den geçen özel yatlar limana uğramaktadırlar. Sakin bir yer olması, tertemiz bir denizin olması, sayısız tarihi eserlerin olması ve en önemlisi de diğer turistik bölgeler gibi sahillerin birtakım kişilerin elinde olmamasından dolayı tercih edilen bir tatil beldesidir.Anamur ilçesi pek tanınmasa da görülmeye değer bir ilçedir.
 İlçeye ulaşım çok kolaydır. İstanbul ve Ankara'dan direk olarak her gün karşılıklı otobüs seferleri bulunmaktadır. Bunun yanında Antalya'dan 4.5 saat mesafede, Mersin'den yine 4.5 saat mesafede olup, her iki ilden her gün sayısız otobüs ile ilçeye ulaşmak mümkündür. 
Kısacası Anamur virajlı yolları da olsa(bu yollarda manzaraya doyamayacaksınız,) kendini pek tanıtamasa da bakir güzellikleri ile, tarihi eserleri ile, alabalık çiftlikleri ile, eşsiz denizi ve sahilleri ile  görülmeye değer şirin bir ilçedir. Eğer yolunuz Akdeniz' e düşerse üşenmeyin Anamur'a da bir uğrayın deriz.... İnanın pişman olmayacaksınız

(bu yollarda manzaraya doyamayacaksınız,) kendini pek tanıtamasa da bakir güzellikleri ile, tarihi eserleri ile, alabalık çiftlikleri ile, eşsiz denizi ve sahilleri ile  görülmeye değer şirin bir ilçedir. Eğer yolunuz Akdeniz' e düşerse üşenmeyin Anamur'a da bir uğrayın deriz.... İnanın pişman olmayacaksınız

http://www.anamurekspres.com
(Tıklamalar: 30; Pagerank: 3; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

ANTAKYA Tarihi:

Antakya civarının tarihi, şehrin kuruluşuna göre çok daha eskidir. Osmanlıca efsanevi bir el yazmasına göre Antakya dünyada kurulan ilk dört kentten biridir. Değişik kaynaklarda belirtildiği gibi, Tell-Açana höyüğündeki kazılar Kalkolitik Çağdan (İ.Ö.5000-4000) itibaren yörenin yerleşim için kullanıldığını göstermektedir. Anadolu'yu Filistin ve Suriye'ye bağlayan yol üzerinde, Mezopotamya'yı Doğu Akdeniz'e bağlayan noktalardan biri olması nedeniyle Hatay'ın eski bir yol güzergahı olduğu çok açıktır. Burası Hitit ve Eski Mısır İmparatorluklarının sınırlarını oluşturan bölgenin eşiğindeydi.Makedonyalı Büyük İskender'in doğuya doğru fetihlerini sürdürürken Pers Kralı Darius (Codomannus)'la yaptığı savaşlardan birinin İ.Ö.333 yılında Issus yakınlarında, bugünkü Payas İlçesinde, Pinarus nehri (bugünkü Deliçay) üzerinde gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Bunun hemen ardından Gaugamela denilen yerdeki savaşta Büyük İskender'in ordusunun galip gelmesinden sonra İskender, Fenike topraklarını elde etmek amacıyla Asi (Orontes) boyunca güneye ilerledi. Suriye ve Mezopotamya bölgesi Makedonyalıların eline geçti. Ancak Büyük İskender'in M.Ö.323 yılında Babil'deyken ölmesinin ardından fethedilen topraklar İskender'in komutanları arasında bölündü. Suriye ve Mezopotamya bölgesi üzerindeki güç savaşı Seleucus Nicator'un lehine sonuçlandı(M.Ö.301). Öncelikle Seleucus Krallığının başkenti olarak, Akdeniz kenarında bir liman olduğundan Seleucia Pieria (bugünkü Samandağ) seçilmişti. Seleucus, yendiği rakibi Antigonus'un bugünkü Antakya'nın 5 km. kadar kuzeyindeki yönetim merkezi Antigonia'yı yıkarak halkını kendi adıyla kurduğu bu yeni başkente naklettirdi. Ancak Mezopotamya civarı ve güney Suriye'nin kontrol edilebilmesi açısından ve Seleucia'nın denizden gelecek saldırılara açık olması nedeniyle yeni bir kent, Antiocheia kuruldu.

 

http://www.antakyagazetesi.com
(Tıklamalar: 2; Pagerank: 5; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

Tekirdağ, Çorlu \\ ÇORLU Tarihi: Tarih öncesi döneme ait buluntuların elde edilmiş olması, bölge tarihini ilk Tunç çağı'na kadar götürmektedir. Bilinen en eski adı Tzirallum olan Çorlu, MÖ. 1000 yıllarında Trako-Friglerin kurduğu koloni kentlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Frig-Yunan-İskit--Pers-Makedonya-Roma ve Bizans istilalarına uğramıştır. Zaman zaman Hun, Avar ve Peçenek akınlarına da maruz kalmıştır. Ayrıca İstanbul üzerine çeşitli seferler düzenleyen Arap ordularının istilasına da uğramıştır. Kısaca; Trakya'nın yaşadığı her istiladan etkilenmiştir.Ortaçağda burada, Bizans'ı korumak için kullanılan Tzirallum kale kentinin bulunması İstanbul yolu üzerinde yer alan Çorlu'ya askeri bir önem kazandırmıştır.Osmanlılar döneminde ise, Anadolu'dan Rumeli sınır boylarına uzanan anayol üzerinde konaklama yeri olmasından dolayı da önemli tarihi olaylara sahne olmuştur.Çorlu 1357 tarihinde I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. Süleyman Paşa ve Orhan Gazi'nin ölümleri üzenine tekrar Bizans egemenliğine geçen Çorlu, 1361 tarihinde kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1. Murat'ın emriyle Trakya'daki öteki Bizans şehirlerine ibret olması maksadıyla burayı savunan Bizanslılar ağır şekilde cezalandırılarak kale duvarları yıkılmıştır. Böylece Tzirallum'un askeri önemi de ortadan kaldırılmıştır. Bu sert davranış hemen etkisini göstermiş ve Trakya'nın fethi kolayca tamamlanmıştır.Çorlu, imparatorluk döneminde ilk defa II. Beyazıt ile oğlu Şehzade Selim (Yavuz) arasında geçen baba-oğul savaşında yer almıştır. Şehzade Selim ile II. Beyazıt Çorlu yakınlarındaki Uğraşdere'de karşılaşmış ve Şehzade Selim babasının kuvvetleri önünde yenilmiştir.1512'de tahtını oğluna bırakan II. Beyazıt Dimetoka Sarayına giderken Çorlu konağında ölmüştür. Daha sonra Yavuz Sultan Selim'de İstanbul'dan Edirne'ye giderken 21 Eylül 1520 tarihinde aynı topraklarda ölmüştür. Bu suretle II. Beyazıt Dimetoka'ya, Yavuz da Edirne'ye varamamıştır.Eylül 1676'da son Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Çorlu ile Karıştıran arasındaki Karabiber çiftliğinde vefat etmiştir.Çorlu 18. yüzyılda Kırım'dan uzaklaştırılan Hanzadelerin ve Girayların sürgün yerlerinden biri olmuştur.1830 yılında Rumeli Beylerbeyliği kaldırılıp Edirne vilayeti kurulunca, Çorlu bu vilayetin Tekirdağ sancağına bağlı bir kazası haline getirildi. 1870'de vilayetler örgütünün ıslahı sırasında durumunu olduğu gibi korudu. 1876'da geçici olarak Rusların eline düştü.1912-1913 Balkan savaşları'nın birinci devresinde Osmanlı Doğu Ordusu Kumandanlığı karargahı Çorlu'da idi. 5 - 6 Aralık 1912 savaşlarından sonra Bulgarların eline geçti. Balkan Savaşları'nın ikinci devresinde Edirne'ye doğru ilerleyen Türk Ordusu tarafından 15 Temmuz 1913'de kurtarıldı.Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Çorlu, 25 Temmuz 1920'de Yunan işgaline uğradı. 1918 yılından beri faaliyet gösteren ve Trakya'nın kurtuluş savaşını yöneten Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurduğu çeteler, büyük zafere kadar faaliyetlerine devam ettiler. 15 Ekim 1922'de Türk Jandarma Kuvvetleri tarafından kesin olarak kurtarıldı.Çorlu halen, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri savunma bakımından önemli bir garnizon olma özelliğini devam ettirmektedir.

http://www.avrupayakasi-gazetesi.com/
(Tıklamalar: 1; Pagerank: 2; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları

Gop, Gaziosmanpaşa, gaziosmanpasa, eyup, eyüp, bayrampaşa, bpasa, bayrampasa, bayrampaşa, gaziosmanpaşa, haber, sudoku,yerel haber,News, news, New, new, Haber, haber, Güncel Haber, Aydınses, AYDINSES, aydinses, Güncel, İnternet haber

http://www.aydinses.com
(Tıklamalar: 9; Pagerank: 5; Yorumlar: 0; Site Eklendi: Sep 16, 2007) :: Site Ayrıntıları
Üye Alanı
Kullanıcı Adı:
Şifreniz:
Kayıt Ol
İstatistikler
Toplam site sayısı: 16
Toplam kategori sayısı: 0